27/5/2008
Gece yazılan hikaye...

KİM VAR ORDA?
(Kabusla uyanış ya da kabusa uyumak)
Saat 02:30 evde herkes uyuyor. Ben, su içmek için kalktığım mutfak da bulduğum beyaz bir kağıt ve kalemle birlikte, masanın başına oturuyorum ve başlıyorum yazamaya. Anlaşılan bugünde yine ‘günün ilk’ ışıklarını karşılayacaktım. Madem uykum yok, öyleyse bir hikaye yazayım bende…
Her zaman ki gibi yine yalnız uyanıştı, gün çıkmış öğlen olmuştu çoktan ama o gece yatamamanın verdiği huzursuzlukla ancak doğrulabiliyordu yataktan. Bir o yana bir bu yana esneyerek doğrulmaya çalışıyordu. Uyanıyor muydu yoksa bir kabustan mı doğruluyordu? Zor da olsa yataktan kalktı, gözlerini ovuşturuyordu yine ağrıyordu gözleri.
Evet, kalkmıştı ayağa önce banyoya gidip yüzüne bir su çarptı aynadaki görüntüsü bile fluydu … Havluya bir iki bakındı ama bulamadı yine üzerindeki tişörtün bir kenarına sildi yüzünü. Su içmek için mutfağa yürüdü, buzdolabından aldığı şişeden bir bardak su doldurdu ve salona geçti.
Tv’nin karşına geçmişti, yine amaçsızca zap yapıyordu. Bir aşağı iki yukarı, ‘aman bu saatlerde de tvde bir şey yok izlenecek’ diye söylenmeye başladı. Kadın programlarının yerini ‘çöp çatan programları’ almıştı. Haberlere baktı biraz. Başında bir ağrı vardı, şakakları zonkluyordu. Kalkıp bir şeyler hazırlamak için, mutfağa doğru yöneldi. Ekmeğin arasına peynir, domates felan koyduktan sonra bir bardakta su aldı yanına ve yemeğe başladı. Hiç bir şey yiyesi yoktu, sırf bir ilaç içmek için iki lokma atıştırmaya çalışıyordu.
Güçlükle biraz atıştırdı ve ilaç deposu, haline gelen çekmecesinden bir kutu aldı. Bir tane aldı ve su ile içti ancak başı öylesine ağrıyordu ki ‘bir tane kesmez bu ağrıyı’ diye düşünerek bir tane daha alıp içti.
Sonra, tekrar salona geçti ve kanalları değiştirme işine kaldığı yerden devam etmeye başladı.
Birden irkildi, evde yalnız olmadığı hissine kapılmıştı. Ve içerden bir tıkırtı duydu. İçinde kötü bir şeyler olacakmış gibi bir ürperti vardı.
Kaktı yerinden önce giriş kapısını yokladı, kilitliydi ve anahtar üzerindeydi. Sonra tek tek odaları dolaşmaya başladı. Tıkırtılar bir duruyor bir artıyordu.
Bir tek oda dışında tüm odalara bakmıştı. Bakmadığı oda annesi ve babasının yatak odasıydı. O tarafa doğru yaklaştı. Yaklaştıkça tıkırtılar artmaya başlamıştı. Ve bir ayak sesi duydu odaya yaklaştığı sırada. Korku içinde kapıya doğru yöneldi ve kapıyı açtı.
Kapı bir gacırtıyla açıldı. Kapıyı ileri doğru itti ve kendini geri çekti önce. Kimse gözükmüyordu. Bir süre durdu ve sonra yavaşça girdi odaya. Ortalık dağıtılmıştı (!) Bir gariplik vardı. Zira her şey yerlerdeydi. Odanın içinde bakınıyordu sağa sola, işte tam o sırada biri buna doğru bir hamle yaptı, yüzünde korkunç bir maske vardı. Ani bir hareketle kurtulmuştu ondan. Karşısında duruyordu ve elinde büyük bir bıçak vardı.
Ve o maskeli adam tam elindeki bıçakla hamle yapıyordu ki “Kalk artık uykucu” sesiyle gözlerini açtı. Sesin sahibi annesiydi.
Zor bir gece, yine kabusla bir uyanış işte ben güne başlama buna derim.
0 yorum yazılmıştır