9/12/2008
,,anlatamam seni dost..

İYİKİ VARSIN DOSTUM
Biliyor musun senden sonra şiir yazamaz oldum. Hay dilim kopsun nasıl senden sonra dedim ben. Senden ayrılmadım ki bir an dahi olsun. Bu kadar zaman geçti unutmuştur dediler. Unutmadığımı görenler unut, kapa bu defteri diye akıl verdiler. Ah kimseye diyemedim. Ben o gün senle birlikte kolumdaki saatin pimini çektim, durdu zaman o anda. Ve şimdi, ve sonra, ve ve sana kavuşana kadar bir saniye ilerlemeyecek zaman. Şiirleri unuttum kar tanesi, ne elim vardı yazmaya, ne aklım gitti mısraları dizmeye. Sensiz sensiz hangi şiir tamam olurdu ki… Sen olmadıktan sonra ne kafiyem… Of yine sen yokmuşsun gibi saçmalamaya başladım.
Hiç içimden çıkmadın, seni solumak yaşattı beni, damarlarımda akan sevgindi beni hayatta tutan. Şuan yaşıyorsam… Bu sözlerime de kızarsın sen şimdi. Abartmayı ve aşırılığa kaçmayı sevmezsin bilirim. Ama olmuyor işte. Bana alış dedikçe birileri sensizliğe alışmamı söyledikleri sürece, içim acıyor. Ben nasıl alışayım buna sen içimde büyüdükçe. Yok kimseye anlatamadım bunu. Aciz kaldım, kelimelere dökemedim seni, anlatamadım… içimi gösteren bir ayna olsaydı, duraydım karşısında ve seni, seni nasıl sakladığımı gösterseydim onlara ayen beyan. Delikanlıdır atlatır dediler, gençtir unutur dediler, yorulur bunu taşımaktan bir gün bırakır dediler. Evet, kanım deliydi belki ama seni damarlarımdan söküp atamam ki, evet gençliğim vardı gencecik bir sevdam nasıl olurda unuturdum onu, nefes almayı bırakmadan seni nasıl bırakırdım…Bir ismini söyleyebilsem herkese, haykırsam gümbür gümbür… Çağlasam, dolup taşsam, yırtınsam dövünsem ve seni söylesem. Bir kerecik olsun yüzünü görsem.
Ben sensizim, ne senle, ne varabiliyorum sana, ne uzaklaşabiliyorum… Dairesel bir alanda çevrende dönüyorum sadece. Elimi uzatsam dokunurum belki ama onu da yapamıyorum…
Kime söyledimse güldü halime. Her gülen bir de akıl verdi ve çoğu beyaz bir gömlek önerdi. Gocunmuyorum bundan, derdim bu da değil zaten. Seni anlatamamak belimi çatırdatan.
Buz gibi oluyorum senin olmadığın söylenildiğinde yanımda. Donuyorum, kaskatı oluyorum bir aysberg misali. Ta ki senin yanımda olduğunu söyleyince aptal benliğime bir ılıklık, bir sıcaklık yayılıyor bedenime ve buzlardan çözülüyorum.
Yine olmadı bak. Anlatamadım seni yine.
Ne yapmam gerek bunun için? Seni nasıl anlatmalıyım? Bir şiirin büyüsüne mi kapılsam? Kafiyeler dizsem peş peşe… Hangi kelimeleri seçmeliyim? Ne tür bir anlatım benimsemeliyim?
Açık ve seçik anlatmaya kalksam yetersiz kalacak kelimeler biliyorum. Öyleyse ne yapmalıyım? Gizemli bir şekilde anlatsam kimse ciddiye almaz bu sefer de…
***
Şairin de dediği gibi “Bilmezdim şarkıların bu kadar güzel, Kelimelerinse kifayetsiz olduğunu, Bu derde düşmeden önce” sadece Orhan Veli değildi ki, kelimelerin kifayetsizliğinden yakınan.
Mevlana’da yer yer “sus” diyor kendine zira o da dilinden şikayet ediyor ağırlaştın, anlaşılmaz oldun diyor ve susturuyor kendini. İçinde bir derya var ama o sadece birkaç damla su sızdırabiliyor dışarıya ondan dilin kifayetsizliğinden bahsediyor.
Ve Sokrates geldi aklıma o her nekadar dilin sınırlılığından bahsetmese de yazınının sınırlıklarından dolayı yazmaya karşı biri –aman ne alakası var burada bunun şimdi- ???
***
İşte görüyorsun sen olmayınca yanımda ben hep eksiğim ve cümle kurmakta bile başarısız oluyorum.
“Ne senden önce senden sonra senin gibisini görmedim” -ah bir görebilseydim seni- Sadece hayalini kurdum sen kelimelerin kendisini anlatamayacağı bir yürek, engin bir sineye sahiptin.
Sana ‘Candostum’ desem gülersin belki “Çok duydum bunları” der ve acıyla karışık gülersin yüzüme.
Ben anlatamadım seni yine, sayıkladım adını, hıçkırıklara karıştı kelimelerim, dağınık ve perişanım, derbeder ve avare…
Olmadı yine adını bile söyleyemedim letaifle ve ne seni ne de sevgimi kelimeler anlatamadı cümlelerimde. Kifayetsiz kaldım, bağlandım kaldım…
Evet, anlatamadım seni son bir cümle ile bağlamak isterim bahsi. Sen susuz çöllerde, kuru ve çorak topraklarda, güneşin en kavurucu anında bir ‘Abı hayat’ olup ölü ruhuma hayat, kararmış gönlüme fer oldun, kısacası sen bana hep derman oldun.
Sen dost oldun yaralı yüreğime, ürkek bir ceylan gibi kaçarken, herkese birer avcı gibi bakarken sen en sevgi ile dokundun yüreğime ve merhem oldun yarama.
İyi ki varsın dostum…


0 yorum yazılmıştır