17/5/2008
Bir haberin hatırlattıkları...
(Bir Öğretmenin Yol Hikayesi)
Birkaç gün önce Ankara Sanat Evi (ANSE) nin yeni bir oyunun (yeni oyun ‘Biz Varız’) galasını yaptıklarını duyduğumda birkaç yıl evvel aynı sanat topluluğunun izlediğim ve çok etkilendiğim bir oyunları aklıma geldi. Evet, gözyaşları içinde izlediğim bu oyunun adı Günlük. Romanya’ya öğretmen olarak giden genç bir yiğidin öyküsü.
Tuna Boyu, genç bir öğretmenin idealleriyle var olma mücadelesini anlatan bir oyun. Yurtdışına eğitim-öğretim için yola çıkan ve Türk kültürünün kanayan yaralarını sarmak için her şeyini feda eden bir gencin yaşadıklarını anlatıyor.
İlk sahnede, sislerin arasında yolunu arayan Ali çıkıyor karşımıza. Rüyasında kendine yapılan “gel” çağrısının ardına düşerek hayatının rotasını da belirlemiş oluyor. Romanya’da öğretmen olmaya karar veren Ali’nin inandıklarının peşinden gitme serüveni böyle başlıyor.
Romanya’ya gidecek bir öğretmen adayı aranmaktadır. İlahiyat Fakültesi dördüncü sınıfta okuyan ve mezun olmasına üç ay kalan Ali, bu ihtiyacı duyduktan sonra gitmeye talip olacak birini arar. Fakat kimse bu fikre sıcak bakmaz. Bunun üzerine Romanya’ya kendisi gitmeye karar verir. Ali kararından emindir; ama bunu yakın çevresine anlatması hiç de kolay olmayacaktır. Onu bin bir ümitle üniversiteye gönderen ve mezun olacağı günü sabırsızlıkla bekleyen anne babasına verdiği kararı anlatmakta zorlanır. Ailesi vazgeçmesi için ne kadar çaba sarf etse de işe yaramaz.
Ali’nin ikna etmekte daha çok zorlanacağı diğer bir kişi daha vardır. Sevdiği kız Ayşe. Ayşe’nin ikna olması çok daha zor olur. “Yardan ayrılmak ana babadan ayrılmaya benzemez.” diyerek ifade eder duygularını. Bütün engellere rağmen elinde tahta valiziyle yollara düşen Ali’nin son anda bir de yol arkadaşı olur. Teyzesinin oğlu Hayati ile çocukluklarından beri beraber büyümüşlerdir. Zaman zaman birbirlerine tahammül etmekte zorlansalar da, zor dönemlerde kenetlenmesini bilen kuzenler Romanya’ya beraber gitmeye karar verirler.
Bin bir mücadelenin sonunda kendilerini Romanya’nın soğuk gecesinde, bir bankın üzerinde bulan ikilinin hayallerini gerçekleştirmeleri hiç kolay olmaz. Ali, insanlara bildiklerini anlatabilmek için çok mücadele verir. Çevresinde ulaşabileceği kimsenin kalmadığı dönemlerde dahi umudunu yitirmez. Kayıtsızlık ve bilgisizliğe karşı mücadele veren Ali’ye sabrı ve inancı yardım eder.
Tuna Boyu’nda, Ali’nin son nefesine kadar inandığı dava uğruna verdiği mücadele anlatılıyor. Dramatik bir kurguya sahip oyunda aralara serpiştirilen espriler, izleyicileri sık sık tebessüm ettiriyor. Seyirci, Hayati ile gülerken, öğretmen Ali ile hayattan ders alıyor, fedakarlığın en uç noktasını gözlemleyebiliyor, Cengiz ve Ejder ile iç muhasebesine yöneliyor. Ali’nin kuzeni Hayati karakterinin esprileri, oyunun geneline hakim olan dramatik yapıyı sık sık kırıyor. Ali’nin anne ve babası ve sevdiği kız Ayşe ile olan diyalogları ise hüzün atmosferini oluşturarak oyundaki duygu dengesini sağlıyor.
İdris Gürsoy’un ‘Şehidin Günlüğü’ kitabından uyarlanan oyun, gerçek bir hayat hikayesini anlatıyor. Sonradan eklenen Hayati ve Ayşe karakterleri oyuna renk katmış. Serkan ÖZTÜRK’ün yazıp yönettiği oyunda ANSE tiyatrosunun genç oyuncuları sahne alıyor.
Oyunun adı : Günlük
Türü : Anlatı-Dram
Yapımcı : M. Yusuf Kulaksız
Süresi :1 saat
Yazan-Yöneten : Serkan Öztürk
Teknik Yönetmen : Süleyman Altuntaş
Oyuncular : Murat Yılancı, Serkan Öztürk,
Vural Arısoy, Savaş Bayındır,
Sibel Öztürk


0 yorum yazılmıştır