4/5/2008
Bu hal nicedir ki var...
Ne var olmak istiyorum, ne de yokluğu seçiyorum. Durup düşünmeden, arkama bakmadan yürümek ve uzaklaşmak istiyorum ama yerimden bile kalkacak takati dizlerimde bulamıyorum.
Konuşmak istiyorum ancak susmayı seçiyorum. Hep koşmak, nefes nefese kalana kadar koşmayı arzu edip, kımıldamadan bekliyorum.
Unuttum, derken hatırlıyorum. Hatırlamam gerekenleri unutup, halini hatırını sormuyorum. Sonrada kendime kızıp bağırıyorum ancak sesim çıkmıyor.
Düşünmek ve düş kurmak arasındaki bağıntıyla zihnimi meşgul ederken. Düşüncelerim ve düşlerim beni bırakıyor. Zihnim boş bir duvara bakıyor ama bir şey göremiyorum.
Şarkı söylemeye başlıyorum ama neden söylediğimi bilmiyorum. Sonra nedenlerle ilgilenirken şarkı söylemeyi de bırakıyorum lakin nedenleri de bulamıyorum.
Cümlelerimi ‘ama,lakin,fakat’larla bağlamak istemiyorum o zaman ancak çıkıyor karşıma ve lakin ile ama’yı çağırıyor o da fakat gelemem diyor.
Anlaşılmak içim konuşurken daha da muğlaklaştığımı fark edip toparlamaya çalışıyorum, bu defa da topladıklarım bir birine karışıyor ve daha da muğlaklaşıyorum.
Yoruldum artık uyuyacağım dedikçe kalemim sayfanın üzerinde raks ediyor kıskandırırcasına ama ben gel yaz deyince yoruldum diyor.
Artık şaşırmıyorum ben her halime alıştım diyecekken yeni hal gelip beni bir hale sokuyor ben onun ne olduğunu anlayana kadar zaten o çoktan gitmiş oluyor.
Bütün düşündüklerimi alt alta yazayım bakalım kaç tilki dolaşıyor zihnimde düşüncesi belirince tilkiler saklanıyor ortalıkta ne tilki ne kuyruğu kalıyor.
Evet, hazır tilkilerde dinlenmeye gitmişken ben de yatayım, lakin nerdeyse güneş doğacak beklesem mi gün doğumunu, yok yok kimse olmayınca yanında paylaşacak bu anı ne yapacaksın gün doğumunu.

0 yorum yazılmıştır